Kitap · Kaşağı
Sayfa 3 / 7
Yazar: Ömer Seyfettin
Süre0:00
Hız (WPM)0.0
Doğruluk100.0%
Başlat düğmesine bastıktan sonra yazmaya başla. · Backspace devre dışı — yanlış yazsan da devam et.
Annemin bir hafta önce İstanbul'dan gönderdiği hediyeler içinden
çıkan fakfon kaşağı, pırıl pırıl parlıyordu. Hemen kaptım.
Tosun'un yanına koştum. Karnına sürtmek istedim. Rahat
durmuyordu. - Galiba acıtıyor? dedim. Gümüş gibi parlayan bu
güzel kaşağının dişlerine baktım. Çok keskin, çok sivriydi. Biraz
köreltmek için duvarın taşlarına sürtmeye başladım. Dişleri
bozulunca tekrar tecrübe ettim. Gene atların hiçbiri durmuyordu.
Kızdım. Öfkemi sanki kaşağıdan çıkarmak istedim. On adım ilerdeki
çeşmeye koştum. Kaşağıyı yalağın taşına koydum. Yerden
kaldırabileceğim en ağır bir taş bularak üstüne hızlı hızlı
indirmeye başladım. İstanbul'dan gelen, ihtimal, Dadaruh'un
kullanmaya kıyamadığı bu güzel kaşağıyı ezdim, parçaladım. Sonra
yalağın içine attım. Babam, her sabah dışarıya giderken bir kere
ahıra uğrar, öteye beriye bakardı. Ben o gün gene ahırda
yalnızdım. Hasan evde hizmetçimiz Pervin'le kalmıştı.
Başlat düğmesine bastıktan sonra yazmaya başla.
Başlatılmadı