Diller

Klavye

Sayfa 10 / 22

Yazar: Ömer Seyfettin

Süre0:00
Hız (WPM)0.0
Doğruluk100.0%

Başlat düğmesine bastıktan sonra yazmaya başla. · Backspace devre dışı — yanlış yazsan da devam et.

Sabah olmuştu. Kapının aralıklarında bembeyaz ziya çizgileri
parlıyordu. O hiç böyle dalıp kalmaz, güneş doğmadan uyanırdı.
Doğruldu. Musandıradan atladı. Ayakkabılarını bulmadan yürüdü.
Hızla sürmeyi çekti. Birdenbire açılan kapının, dükkanı dolduran
aydınlığı içinde, palabıyıklı, yüksek kavuklu dizdarbaşıyı gördü.
Arkasında keçe külahlı, çifte hançerli genç yamakları da
duruyorlardı. "Ne var?" gibi yüzlerine baktı. Dizdarbaşı: - Ali
Usta, dükkanı arayacağız! dedi. Koca Ali şaşkınlıkla sordu: -
Niçin?... - Bu gece Budak Bey'in mandırasında hırsızlık olmuş. -
Ee, bana ne?... - Onun için işte dükkanı arayacağız. - O
hırsızlıktan bana ne? - Hırsızlar, çaldıkları bir kuzuyu köprünün
altında kesmişler. Meşin keselerin içindeki paraları alarak bir
tanesini oraya bırakmışlar. - Bana ne?... - O keselerden bir
tanesini de bu sabah senin dükkanın önünde bulduk. Sonra... Şu
eşiğe bak. Kan lekeleri var! Koca Ali, kamaşan gözleriyle
kapısının temiz eşiğine baktı.

Başlat düğmesine bastıktan sonra yazmaya başla.

Başlatılmadı